Handan Salta “ikincikat oyunları”nı Mimesis’te yazdı.

ikincikat oyunları hem tema hem de reji anlayışı açısından gösterdiği çeşitlilikle farklı izleyici tiplerine farklı lezzetler sunan ve yeni bir dil kurmaya özen gösteren yapımlar. Bireysel, psikolojik, politik nitelikleri farklı dozlarda öne çıkan yapımların her birinin daha iyi bir hayatı özlemesinin yanı sıra izleyicisini de bu özleme davet etmesi çok değerli. 2016 yılında da bu niteliklerini geliştirerek korumalarını diliyorum.

Yağmur Dolkun “Cambazın Cenazesi”ni Vesaire’de yazdı.

Yaratıcı bir bakış açısıyla klasik meddah tiyatrosunu yeniden yorumlayan Cambazın Cenazesi, seyirciyle etkileşimi hiç bırakmıyor. Ezan sesiyle birlikte koltuklarda yerimizi aldığımızda kendimizi bir cenaze evinin tam ortasında buluyoruz. Oyuncular sahneye çıkar çıkmaz izleyicilerle yakın bir ilişki kuruyor. Oyun boyunca ise mesafeler iyice ortadan kalkıyor ve anlatıcılar seyirciyle birlikte kahkaha atıyor, hüzünleniyor ve dalga geçiyor.

Hande Sönmez “Aynur Hanım’ın Bebeği’ni Akşam Gazetesi’nde yazdı.

ikincikat’ın “Savaş ve Barış Oyunları” kapsamında seyircinin seçimiyle şekillenen oyunlardan biri olan Aynur Hanım’ın Bebeği, aile içi şiddeti olduğu ve “kabullenildiği” haliyle yani tüm gerçekliği ve yalınlığıyla sahneye taşımayı başarıyor. Dilerim ki biz izleyenler de kabullenmemeyi başarırız.

Erdoğan Mitrani “Kasap”ı Şalom Gazetesi’nde yazdı.

Başarı, sadece yazın en sıcak aylarında izleyicinin karşısına ilk kez çıkan dört yeni oyunu izlemek için mekânı tamamen doldurmasında değil, projenin adına uygun olarak Türk tiyatrosuna üst düzey yepyeni metinler de kazandırmasındaydı.

Fatma Onat “Kasap”ı Evrensel Gazetesi’nde yazdı.

Birbirimizi yiye yiye tükeneceğimiz bir dünya düzeni kuranlara inat bir umut ışığı var oyunun. Hiç olmazsa buradan bir ütopya kurmak, yaşamaya devam etme gücü bulmak gerek. Bir de et yemeden yaşamak, doymak gerçekten mümkün!

Önceki Yazılar