Vecdi Sayar “Kasap”ı Taraf Gazetesi’nde yazdı.

İki işsiz genç ve onlara iş vaat eden bir Bakanın buluşmasıyla açılıyor sahne… Herhangi bir ülkede, belirsiz bir zamandayız. Gökyüzü tavanı çökmüş, insanoğlu tüm doğal kaynaklarını tüketmiş; kirlilik öyle boyutlara ulaşmış ki sokakta maskesiz dolaşmak mümkün değil. Hayvanların tümü telef olduğu için, et bulmak olanaksız. Açlar, yoksullar köprü altlarında, muktedirler saraylarında…

Yaşam Kaya “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı Life Art Sanat’ta yazdı.

Ahmet Sami Özbudak’ ın yazdığı Firuze Engin’ in yönettiği oyunla ilgili psikolojik notlarım bolca yer alıyor. Oyuncuların ‘karakter’ çözümleme başarısından yürüyen yönetmen, iki kişi arasındaki çatışmalı hayat öyküsünü izleyici kitlesine anlatmayı bilmiş.

Erdoğan Mitrani “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı Şalom Gazetesi’nde yazdı.

Sadece yaz oyunlarının değil, başlamakta olan tiyatro mevsiminin de en iyilerinden biri olmaya aday bir çalışma. Sezona yeni oyunlarla girmeye ve yaz oyunlarını programına almamaya kararlı olan Marçalı’ya sesleniyorum. Kar Küresinde bir Tavşan, 8-9 gösteriyle geçiştirilecek bir iş değil. ikincikat’ta ek seans mı yaratır, yapmaya başladığı gibi Asya yakasına ya da İstanbul dışına turneye mi çıkarır, o kendi bileceği bir şey. Benim bildiğimse “bu oyun devam etmeli!” Hepinize iyi seyirler.

Robert Schild “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı T24’te yazdı.

“Karküresinde Bir Tavşan”ı herkes kendine has biçimde yorumlayabilir elbet – Freud’yen ekolden Gestalt Psikolojisi kuramına dek; anne ile fahişeyi oğlanın “iyiliği” uğruna değişik yönlerden gayret gösteren iki zıt “kutup” veya eninde sonunda aynı “koruyucu varlığın” iki eşit (?) yarısı olarak görebiliriz, soyut tiyatronun kendine has özelliğinden kaynaklanarak.

Eda Geven “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı Daima Tiyatro’da yazdı.

Artık bir yetişkin olarak da masal dinlemek istiyorsanız Kar Küresinde Bir Tavşan’a mutlaka gidin. Hem masal hem de tiyatronun olduğu Mürekkepten Atlar Ülkesi’ne keyifli bir seyahat olacak. Ayrıca sonunda gökten üç elma düşecek: biri Şelale’nin diğeri Kadife’nin üçüncüsü de siz tiyatroseverlerin başına! Şimdiden iyi yolculuklar ve iyi seyirler!

Şamil Yılmaz “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı Halkbank Kültür Sanat’ta yazdı.

Afife VIP kadrosuyla “Kar Küresinde Bir Tavşan”, her şeyden önce iyi çalışılmış temiz bir oyun. Dekorundan ışığına, oyunculuğundan rejisine kadar, alternatif işlerin çok azında gördüğümüz profesyonel bir ışıltısı var sahnenin. Benim için iyi oyunun tanımlarından biri de aşağı yukarı şu galiba; sahnedeki her şeyle ilişki kuramayabilirim. Sevdiğim ya da sevemediğim bir dolu şey olabilir orada. Fakat benim kişisel beğenilerimin ötesinde bir gücü; öznel beğenilerimi aşan niyet edilmemiş bir etkisi varsa seyrettiğim şeyin, o, hiç değilse benim için, iyi bir oyundur. “Kar Küresinde Bir Tavşan”, benim için bu soydan bir oyundu işte.

İlker Gezici “Kar Küresinde Bir Tavşan”ı Sabah Gazetesi’nde yazdı.

Oyunda geçmişle bağlarını koparamayan ve şizofrenik davranışlarda bulunan ‘Şelale’, masallar ülkesinin kraliçesi bir anlamda. Kendine kurduğu dünyanın bozulmasını, değişmesini; onun anlatımıyla, o korunaklı kaleye ‘kırmızı kargaların’ girmesini istemiyor. O yüzden oğlu ‘Mutlu’ için önemli bir yeri olduğuna inandığı, bir tartışıp bir barıştığı Kadife’yi kolay kolay hayatına alamıyor.

Gökçen Ezber “İki Kardeş”i Kurmaca Kent’te yazdı.

İki kardeş bir sevgiliyi yerken, izleyenler de, aşkın cinsiyetinin ve biçiminin olmadığını sezinliyor. Yaşamın bu birliği ve akışkanlığı içinde birbirlerini affedebilen Melis ve Araf, tavandaki avizeden yağan yağmurla arınıyor. Toplumun ve dinin inşa ettiği “hata”nın içinden kurtuluyorlar. Oyunu izleyenler de sonunda yaşamı kutsayan bu sezgisel bilgiyle baş başa kalıyor.

Sefa Tokgöz “İki Kardeş”i Taraf Gazetesi’nde yazdı.

İki Kardeş, din teması etrafında ilerlerken, pişmanlık, aile olmak, sınıf çatışması, gibi yan temaları da içinde barındırıyor. Sahneye girdiğimizde uzun bir yemek masası sahnenin ortasında duruyor.

Bahar Çuhadar “İki Kardeş”i Radikal Gazetesi’nde yazdı.

‘İki Kardeş’, metne atılacak birkaç makas darbesini de içeren iyi bir revizeyle birlikte daha rafine, meseleleri arasında yumuşak geçişleri olan, oyuncuları da sahnede daha rahat ettirecek bir oyun olmaya aday. Karmaşadan ve hantallıktan koparsa lezzetlenecek yani. Somon fena değil çünkü, ama tuzu eksik.

Önceki Yazılar