Derya Bilgingil “Kasap” röportajı alternatif-istanbul.net ‘te yayınlandı.

Halil Babür ve Mert Denizmen ile “Kasap” Oyunu Üzerine

Füsun Akmen Balkaya “Kasap”ı Tiyatro Dünyası’nda yazdı.

K A S A P ‘’İnsan aklına ,onuruna ,vicdanına sığmayan dayanılmaz vahşeti yaşayanlar neden kurban seçildiğini bile anlamadan ……… ’’

KASAP ‘’gözü dönmüşlük ,acımasızlık ve vahşet olayı …. ’’

İnsan nedir? Vicdan nedir?Bunlar nasıl işler?

Hande Sönmez “Kasap”ı Akşam Gazetesi’nde yazdı.

ikincikat’ın Savaş ve Barış oyunları kapsamında ortaya çıkmış oyunlardan biri olan Kasap’ın gelecek tahayyülü oldukça vurucu. Hayvanların köküne kıran geldiği bir toplumda, insanlar ‘et’siz yaşamaya devam eder mi, etmek istemezse neler olur hiç şaşırmadan izliyoruz.

 

 

Emel Kabataş “Kasap”ı Zorunlu Sahne’de yazdı.

Halil Babür’ün yazdığı ve Güray Dinçol rejisiyle sahnelenen oyunun ekibi aylar sonra ilk kez araya gelmiş. Buna rağmen 80 dakika boyunca hiçbir aksaklık göze çarpmıyor. Oyuncuların içten, enerjik ve uyumlu performansı, tiyatroseverlere akıl ve mizah dolu bir anti-ütopya deneyimi yaşatıyor. Etikten nasibini almamış Süha rolünde Mert Denizmen var. İtaatkâr çalışan Yura’yı Oğuzhan Ayaz, isyankâr ve idealist Karin’i Evrim Doğan canlandırıyor. Melis Öz, halkı kıvama getirme misyonu verilen medya temsilcisi Charlene’i oynuyor. Adnan Devran ise boynunda ipiyle kurbanlık İlk karakteriyle karşımıza çıkıyor. Oyuncuların başarılı performansı oyuna sinerji katıyor.

Şenay Tanrıvermiş “Kasap”ı HaberTürk Gazetesi’nde yazdı.

Oyunculuklar ise ‘beden ve performans’ derslerine örnek verilecek nitelikte tempolu, uyumlu ve akıcı. Evrim Doğan sahneye büyü ve estetik katan ışıklı bir oyuncu ve tabii yine seyir zevkini fazlasıyla tatmin ediyor. Mert Denizmen, Oğuzhan Ayaz, Melis Öz ve Adnan Devran’ın sergiledikleri performans ise tempolu uyumlarından dolayı nefes aldırmadan seyirciyi aktif izlemeye mecbur kılıyor. (Arada gizlice telefonuna bakma ihtiyacı doğurmayan cinsten!) Sahne geçişlerindeki kopukluk kısa boşluklarla şaşkınlık yaratıyor, belki de nefes aldırmak için özellikle yapılıyor. Her halükarda bu genç ve cesur ekibin işi izlenmeyi ve alkışı hak ediyor.

Handan Salta “ikincikat oyunları”nı Mimesis’te yazdı.

ikincikat oyunları hem tema hem de reji anlayışı açısından gösterdiği çeşitlilikle farklı izleyici tiplerine farklı lezzetler sunan ve yeni bir dil kurmaya özen gösteren yapımlar. Bireysel, psikolojik, politik nitelikleri farklı dozlarda öne çıkan yapımların her birinin daha iyi bir hayatı özlemesinin yanı sıra izleyicisini de bu özleme davet etmesi çok değerli. 2016 yılında da bu niteliklerini geliştirerek korumalarını diliyorum.

Yağmur Dolkun “Cambazın Cenazesi”ni Vesaire’de yazdı.

Yaratıcı bir bakış açısıyla klasik meddah tiyatrosunu yeniden yorumlayan Cambazın Cenazesi, seyirciyle etkileşimi hiç bırakmıyor. Ezan sesiyle birlikte koltuklarda yerimizi aldığımızda kendimizi bir cenaze evinin tam ortasında buluyoruz. Oyuncular sahneye çıkar çıkmaz izleyicilerle yakın bir ilişki kuruyor. Oyun boyunca ise mesafeler iyice ortadan kalkıyor ve anlatıcılar seyirciyle birlikte kahkaha atıyor, hüzünleniyor ve dalga geçiyor.

Hande Sönmez “Aynur Hanım’ın Bebeği’ni Akşam Gazetesi’nde yazdı.

ikincikat’ın “Savaş ve Barış Oyunları” kapsamında seyircinin seçimiyle şekillenen oyunlardan biri olan Aynur Hanım’ın Bebeği, aile içi şiddeti olduğu ve “kabullenildiği” haliyle yani tüm gerçekliği ve yalınlığıyla sahneye taşımayı başarıyor. Dilerim ki biz izleyenler de kabullenmemeyi başarırız.

Erdoğan Mitrani “Kasap”ı Şalom Gazetesi’nde yazdı.

Başarı, sadece yazın en sıcak aylarında izleyicinin karşısına ilk kez çıkan dört yeni oyunu izlemek için mekânı tamamen doldurmasında değil, projenin adına uygun olarak Türk tiyatrosuna üst düzey yepyeni metinler de kazandırmasındaydı.

Fatma Onat “Kasap”ı Evrensel Gazetesi’nde yazdı.

Birbirimizi yiye yiye tükeneceğimiz bir dünya düzeni kuranlara inat bir umut ışığı var oyunun. Hiç olmazsa buradan bir ütopya kurmak, yaşamaya devam etme gücü bulmak gerek. Bir de et yemeden yaşamak, doymak gerçekten mümkün!

Önceki Yazılar