Hande Sönmez “Aynur Hanım’ın Bebeği’ni Akşam Gazetesi’nde yazdı.

Şiddete uğramamış veya şiddete uğramış biriyle aynı ortamda bulunmamışsanız şanslı sayılırsınız. Neredeyse aileyi aile yapan unsurlar arasında sayılan aile içi şiddetin yol açtığı fiziksel ve psikolojik tahribatları düşünmekten çok, daha fazla şiddet görmemek için yapılacakları düşünmekteyiz. Vahşetin babadan oğula kuşaklar boyu aktarılmasına sebep olan en önemli unsurlardan biri de bu kısır döngüyü kıramamak ya da kırmak istememek kuşkusuz.

İşte aile içi şiddete kafa yormuş, -belki görmüş- anlatmak ve kısır döngüyü kırmak için duyduğu isteği de bastıramamış olan Murat Mahmutyazıcıoğlu da kaleme aldığı Aynur Hanım’ın Bebeği ile seyirciyi vahşete tanık ederek, salondan çıktıktan sonra bir tanıktan fazlası olmamızı öğütlüyor ve bu kısır döngünün kırılması için kendine düşen görevi yapıyor. Aynur Hanım’ın Bebeği, pek çoğumuzun “genetik” kabul ettiği aile içi şiddeti etkili ve yalın anlatımıyla sahneye taşıyor. Belki rejide ya da şiddete dair söylemlerinde yenilikler barındırmıyor ama duygusunu seyirciye geçirmeyi ve meselesini anlatmayı başarıyor.

Oyuncular Canan Atalay, Neslihan Arslan ve Haydar Körel’in uyumu son derece iyi. Özellikle Neslihan Arslan “umutsuz ev kadınını” çizmekte gayet başarılı bir iş çıkarıyor. Oyuncunun inişleri, çıkışları, kabullenişi ve isyanı hepsi ayarında… ikincikat’ın “Savaş ve Barış Oyunları” kapsamında seyircinin seçimiyle şekillenen oyunlardan biri olan Aynur Hanım’ın Bebeği, aile içi şiddeti olduğu ve “kabullenildiği” haliyle yani tüm gerçekliği ve yalınlığıyla sahneye taşımayı başarıyor. Dilerim ki biz izleyenler de kabullenmemeyi başarırız.

Neler Oluyor?